fotoajans

Just another WordPress.com weblog

sevgiliye veda..

veda.jpg

‘Gönülleri bir merhaba ile fetheden adam…’ Neşeli, samimi, sevgi dolu, cömert, ilgili, çocukla çocuk büyükle büyük olabilen, hatta bazen büyükleri çocuk yapabilen, harika yemek yapan, çok iyi yemek yiyen, hayatı son derece ciddiye alırken keyifle yaşayabilen, gönülleri bir merhaba ile fetheden adam… İşte o adam benim sevgilimdi. Önce ikimiz de ne olduğunu anlayamadık… Korktuk belki… Hislerimizi tam olarak açamadık birbirimize… Sonra kelimelere dökmesek de anlamaya başladık. Gözlerin ne çok şey anlatırdı. Sırf ben mutlu olayım diye neler yapardın… O kadar hayat dolu, o kadar hareketliydin ki, her şeyi yapmak isterdin. Gece de çıkmak, sabah işe de gitmek, arkadaşlarını da görmek, aileni de ziyaret etmek, konserleri kaçırmamak… Ve bunların hepsini mümkün olduğu kadar keyif alarak yapardın. Yetişemiyordum sana bir türlü, hatta belki de son zamanlarda benim yüzümden biraz yavaşladın. Ama “Genco seninle mutlu” dedin. Son gecen de öyleydi… Çok sevdiğin bir arkadaşınla, çok sevdiğin bir yerde yemek yedin ve sonra yine çok sevdiğin bara gittin. Ben de geldim yanına. O gece sende kalmayı planlamadığım için evde sana sürpriz bir not yazmıştım (sana notlar bırakmamı ne severdin… Keşke daha çok yazsaydım). Eve gidip notu görünce çocuklar gibi sevindin ve bir elinle notu göğsüne bastırırken diğer kolunla bana sarıldın ve öylece uykuya daldık. Sabah yataktan kalkmadan önce beni daha önce öpmediğin kadar uzun uzun öptün veda eder gibi ve duşa girdin… Islak ıslak gelip sarılınca kızdım sana. Bana son sarılışın olduğunu bilsem kızar mıydım? Sonra giyindin ve beni öpüp gittin… Bugün mezarını çiçeklerle süslerken düşündüm… Yaşadığım çok zor günlerin ardından Tanrı’ya gecelerce senin gibi biri için dua ettim ve sen çıktın karşıma. Hediye gibi, ışık gibi… Tüm yaşamımı, beni değiştirdin. Şimdi hayata bambaşka gözlerle bakıyorum. Sana nasıl teşekkür ederim?.. Beni duyuyor musun?.. Cenazeden sonra evine gittim… Evimize… Bir gece önce yazdığım notu buldum. Meğer ben de sana bilmeden veda etmişim: “Sevgilimmmm, Uykuya dalmadan önce benimle ilgili güzel bir hayal kur ve gerçekleşmiş gibi düşün. Seni çok sevdiğimi ve hep yanında olmak istediğimi unutma! İyi uykular, Tatlı rüyalar…” Zeynep

Temmuz 17, 2007 Posted by | güzel yazılar | 1 Yorum

tango nedir..

default_r3_c41.jpg

Bazı danslar bazı yaşları bekler

‘Erkek kadına tuzaklar kurar. Kadın da o tuzaktan kurtulmaya çalışır. Tango budur!’

Eskiden ağzının üzerine siyah bir martı konmuş gibi duran bıyıkları olan, sonra herkesi endişelendiren maceralarını yaşamak için, martıları kesip çok uzaklara giden bir adam bir gece böyle demişti. Ardından da eklemişti:
“Ayaklarıma bakma; tuzağa düşersin. Göğsümü izle!
Göğsüm kuracağım tuzağı ele verecektir. Tangoda ayaklar bir ayrıntıdır! Bu, tuzakların dansıdır.”
Sonra bir gece bütün kadınlarla dans edip, her birini tuzaklara düşürüp… Bununla yetinmeyip Tom Waits çalarken bir adamla gitgide daha çok erkekleşerek, sanki sonu ölümle bitecekmiş gibi tango yapıp… Martıları alıp sonra, yine çok uzaklara gitmişti

Tekinsiz danslar
Zaman geçti. Birbirlerini ayaklarına bakarak, etamin işler gibi tango yapanları gördüm. Tuzak kurmayı beceremeyen adamlar, kurulamayan tuzaklarla cebelleşen kadınlar gördüm. Evli çiftlerin ehlileştirilmiş tango dersleri için birbirlerini hırpaladığını, çoktan ele geçirilmiş, teslim olmuş kadınların, kurulmaktan çoktan vazgeçilmiş tuzaklaradüşmemeye çalışıyormuş gibi yaptığını gördüm. Bu “pis” dansı, “temizlemeye” çalıştıklarını seyrettim. Bütün bu ehlileştirme çabalarına rağmen her tango dersinin tekinsiz hikayelerle son bulduğunu duydum hep. Tangonun “bir -ki üç” diye öğrenilse, “temizlense” bile tekinsiz bir şey olduğunu…

Tuzakların insanları
Oysa bazı danslar, bazı yaşları bekler. Birine, hiç yüzüne bakmadan bir şey diyebilmek için biraz ihtiyarlamalıdır insan. Tuzaklar oyununu sürdürme sabrı için biraz yaş almalıdır. Ayaklar, birbirine dolanmadan bir sabır oyununu devam ettirmek için kimi yollardan geçmiş olmalıdır. Bu kadar efendice kederlenmek, bir keder dansı yapmak için çalçene acılardan geçilmiş olmalıdır. Bir şeyi çok isteyip de yapmamayı bilmek gerekir tangonun “olması” için. Tango istemek ve istediğini belli etmemek dansıdır biraz.
İstemek ve istediğine yaklaşmamakla ilgili.
Denizcilerin Arjantin meyhanelerinde “kötü” kadınlarla beraber yarattıkları bu dansın asıl hikayesi, gidecek olanı istemektir. Tango kalıcı olanların değil, hep gidecek olanlaryn dansıdır. Ele geçirilemeyenler arasında sessiz bir kavga… Beraber bir tuzağın koynuna düşmeyi çok isteyen ve bunu ilk kimin söyleyeceğini yoklayan bir kadınla bir adamın dansı… Çok korkan belli etmeyen iki kişinin birbirine meydan okuyuu… “Sevdim de vermediler” ağlaşması değil, “Ben seni hiç sevmedim” yalanı. Kim önce dökülecek, kim önce teslim olacak sınanması… Astor Piazzola çalıyor… Aklıma, giden denizcilerin tuzaklarına fena düşmüş, ama hiç düşmemiş gibi yapmış, iki memesinin arasından kan sızarken dönüp giden adama bir kere bile bakmamış kadınlar geliyor.
Zor.
Tango yapmak için biraz daha büyümek gerekiyor.

Ece Temelkuran
Milliyet – 27/12/2002

Temmuz 13, 2007 Posted by | güzel yazılar | 1 Yorum

hangi otsunuz?

cordobareyescristianos011.jpg

doğum tarihinize göre hangi otsunuz?

ocak 1 – 9 – isırgan otu             ocak 10 – 24 — ebemgümeci
ocak 25 – 31 -dereotu              şubat 1 – 5 — bildiğimiz ot
şubat 6 – 14 -Çimen                 şubat 5 – 21 — maydanoz
şubat 22 – 28 – kıvırcık            mart 1 – 12 — sarmaşık
mart 13 – 15 – dereotu             mart 16 – 23 —ebemgümeci
mart 24 – 31 – bildiğimiz ot     nisan 1 – 3 — isırgan otu
nisan 4 – 14 – kıvırcık               nisan 15 – 26 —ebemgümeci
nisan 27 – 30 – maydanoz        mayıs 1 – 13 — sarmaşık
mayıs 14 – 21 – Çimen              mayıs 22 – 31 —dereotu
haziran 1 – 3 – ebemgümeci     haziran 4 – 14 —maydanoz
haziran 15 – 20 – isırgan otu    haziran 21 -24 —sarmaşık
haziran 25 – 30 – bildiğimiz ot  temmuz 1 – 9 —ebemgümeci
temmuz 10 – 15 – isırgan otu   temmuz 16 – 26 —Çimen
temmuz 27 – 31 – bildiğimiz ot agustos 1 – 15 — sarmaşık
agustos 16 – 25 -ebemgümeci  agustos 26 – 31 — maydanoz
eylul 1 – 14 -Çimen                     eylul 15 – 27— bildiğimiz ot
eylul 28 – 30- isırgan otu           ekim 1 – 15 —sarmaşık
ekim 16 – 27 – maydanoz           ekim 28 – 31 —kıvırcık
kasim 1 – 16 – dereotu                kasim 17 -30 —bildiğimiz ot
aralik 1 – 16 -isırgan otu             aralik 17 – 25 — sarmaşık
aralik 26 – 31 -Çimen 

isırgan otu
cekici ve populersiniz.. kolayca arkadaş edinebiliyorsunuz..
kendinden emin tavirlarinizla grup icinde liderlige yakışıyorsunuz. eğer
sizin liderliğinizi kabul etmiyorlarsa uygun bir yöntemle kabul
ettiriyosunuz, yine olmazsa ısırıyosunuz…
bildiğimiz ot
utangac ve sevimlisiniz. tanimadiginiz insanlarla konuşmayi
sevmez ama arkadaşlarınızla herşeyi paylaşabilirsiniz. arkadaş seçiminde
oldukça dikkatlisiniz. sevilen birisiniz. doğayı çok seversiniz öylesine
bir otsunuz
sarmaşık
yerinde duramayan birisiniz. durmadan ona buna sarılıp
duruyosunuz cok arkadaşınız var ve sosyal yaşamınız cok renkli. dedikoduyu
biraz seviyorsunuz. sizi taniyan sizin gibi biri daha olmadigini
duşünüyor. dikkat cekmeyi cok seviyorsunuz.
kıvırcık
esrarengiz birisiniz. ne zaman nasil
davranacaginiz pek belli olmuyor. bazen herşeye salata
oluyosunuz. cogu şeyden ilk sizin haberiniz oluyor bu yuzden cok ilgi
görüyorsunuz.
ebemgümeci
sessiz sakin ama cok zekisiniz. dost canlisi, sevilmeyi
bekleyen tavirlariniz ilgi cekiyor. her yerde olmayan insan sağlığına
yararlı bir kişiliğe sahipsiniz kucuk bir arkadaş grubu size yetiyor.
fazla populer olmasaniz da yakinlarinin el ustunde tuttugu birisiniz
dereotu
siz lider olmak icin dogmuşsunuz. ama yapacak bişey yok bazı
organizasyonlarda sadece değişik tad bırakıyorsunuz o kadar.
sözünü dinleten, dediğini yaptiran birisiniz. kararli tavirlariniz
cevrenizdekileri etkiliyor. insanlarin arkadaş olmak
isteyebiliceği birisiniz.
maydanoz
uyumlu, herşeye maydanoz olmak burdan gelir sıcakkanlı
birisiniz. size nasil davranilmasini istiyorsaniz siz de herkese oyle
davraniyorsunuz. sadık ve dürüstsünüz, yapmacık insanlara ve dedikoduya
karşısınız.
Çimen
cok hassas ve narinsiniz. (çimlere basmayın ) kolay aşık
oluyorsunuz. ne cok utangac ne cok girişkensiniz. arkadaş grubunuzda
kırılmaması icin kollanan birisiniz

Haziran 29, 2007 Posted by | güzel yazılar | Yorum yapın

Aşk insana neler yaptırır?

ask.jpg

Aşık olunca yüzünüz aydınlanır, gözlerinizin içi güler. İşten güçten de hayır gelmez. Aşık olduğunuz 1 kilometre uzaktan anlaşılır. Zira aşk, varlığını açıkça belli eder. Nasıl mı?

• Güne her zamankinden daha erken başlarsınız. Sanki kendinizi günler boyu uyumuş gibi hisseder ve gayet formda olursunuz.

• Gözlerinizin içi gülmeye başlar, yanaklarınız pembeleşir, güzelleşirsiniz. Sizi gören “şıp” diye aşık olduğunuzu anlar. Unutmayın ki, müzik kadar aşk da ruhun gıdasıdır.

• Bir anda alış-veriş delisi oluverirsiniz. Ama bu tam bir çılgınlık aşamasındadır. Yepyeni giysiler, kokular ve makyaj malzemeleri alınır. Farklı bir tarzın deneme çalışmaları da başlamıştır. Dolaptakilerin ise pabucu çoktan dama atılır.

• Önceleri gözünüze çarpmayan ya da çarptığı halde aldırış etmediğiniz kilolarınız ve can düşmanınız selülitler, baş derdiniz olur çıkar. Her daim ayna karşısında, onlardan nasıl kurtulacağınızı düşünürsünüz. Ve paranızın büyük bir kısmını kremlere ve spor merkezlerine bağışlarsınız.

• Patlamış mısır, cips ve kola. Bir anda hayatınızın vazgeçilmezleri arasına girer çünkü aşk sayesinde atıştırmalarınız had safhaya çıkmıştır.

İş güç hak getire! Sorumluluklar kendini bir anda “top on” listesinin alt sıralarında bulur. Patronunuzun imalı lafları bile dikkatinizi çekmez. Varsa yoksa “O” dur. Ee, ne de olsa listenin başına yerleşmiştir.

Sizi görenler nedensiz sırıtmalarınıza ve ağzınızın artık kulaklarınıza yapışmasına, herkese hatta hoşlanmadığınız insanlara bile sevgi dolu davranmanıza bir mana veremezler. Hâlbuki siz yeni aşkınız sayesinde dünyanın en mutlu insanısınızdır. Varsın sizi anlamasınlar.

• Paranoyak olup çıkarsınız. Yemeden içmeden ha bire, onun hakkında sürekli ya beni aldatıyorsa, bugün hiç aramadı, ya başına bir şey geldiyse gibi paranoyalar üretir, sizin yanınızda olmadığı zamanları kendinize işkence saatleri haline getirirsiniz.

• Onunla geçen süre, nedense su gibi akıp geçer. Onu her gün görmek için bilumum yalanlara başvurup, en yakın arkadaşınızı bile ekebilirsiniz.

Kalp atışlarınız bir türlü normale dönmez. Hele onu görünce, adrenalin miktarınız maksimum noktalara sıçrar. Elleriniz titrer, midenize kramplar girer.

 

Haziran 28, 2007 Posted by | güzel yazılar | 2 Yorum

ÇOCUĞUNUZ KIZ MI OLSUN ERKEK Mİ?

bebek1.jpg

Bebeğin cinsiyetini anne mi yoksa baba mı belirliyor? Bilim adamları hangi koşulların çocuğun cinsiyetinde baskın rol oynadığı konusunda çeşitli teoriler ortaya attı. Birçoğumuz çocukların cinsiyetinin şans işi olduğunu düşünürüz. Kız veya erkek mi olacağı eşit olasılıklarla karar verilen rastlantısal bir işlemdir. Bilim adamları ise doğanın, sadece yazı tura atmadığına inanıyor. Bilim adamlarını buna inanmaya iten birçok olay var.
Araştırma sonuçları, doğan erkek sayısının kadınlardan biraz daha fazla olduğunu gösteriyor.
Her 100 kıza karşılık 106 erkek
Bunun yanında daha ilginç bulgularda söz konusu.
Başkanlar ve lordlar gibi yüksek konumdaki erkeklerin erkek.
Dalgıç test pilotları ve marangozlarınsa kız çocuğa sahip olma eğilimleri daha fazla.
Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklarda daha fazla erkek dünyaya geliyor.
Yaşlı erkeklerin ve baskın altındakilerin kızları oluyor.
Her savaş döneminde ve sonrasında ise etrafta düzinelerce erkek çocuk dolaşıyor.
Tüm bu sonuçlar; erkeklerin bazı durumlarda erkek çocuk sahibi olama olasılıklarının daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu yıl yapılan araştırma ise günde 20 den fazla sigara içen ebeveynlerin oğul sahibi olma olasılıklarının %45, hiç sigara içmeyenlerin ise %45 olduğunu belirlediler. Bilim adamları; ebeveynler farkında olmadan çocuklarının cinsiyetini belirleyebilir mi? Sorusu hala yanıtını arıyor.

Haziran 28, 2007 Posted by | bebek resimleri | 3 Yorum

melodi..

<object width=”425″ height=”350″><param name=”movie” value=”http://www.youtube.com/v/BrECDSOqrOQ“></param><param name=”wmode” value=”transparent”></param><embed src=”http://www.youtube.com/v/BrECDSOqrOQ” type=”application/x-shockwave-flash” wmode=”transparent” width=”425″ height=”350″></embed></object>

Haziran 28, 2007 Posted by | Uncategorized | Yorum yapın

Aşık Mahzuni Şerif..

g1.jpg

İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım

İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da

Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da 

Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzuninin berbat haline
Mervanın elinde parelense de

Haziran 22, 2007 Posted by | şiirler | Yorum yapın

minifest2007…

img_0391.jpg

ef10.jpg

ef13.jpg

ef22.jpg

ef11.jpg

minifest2007′den bizim için yorucu, çocuklar için keyif dolu dakikalardan mini görüntüler.. efe bir ara dayanamayıp gümbür gümbür sesin altında dakikalarca uyudu.. ege’yi ise arabaların başından alamadık.. daha birçok aktivite olmasına karşın  bizimkiler yaştan kaybettiler.. olsun ilk deneyim, ilk festival.. biz genede her sene gideriz dedik alkımla.. minikler iyiki doğdunuz, iyiki varsınız..

   

Haziran 21, 2007 Posted by | miniklerim | 1 Yorum

sana mecburum..

eeee.jpg 
                               ”Sus deyip adınla başlıyorum;
                                İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin ;
                                Hayır başka türlü olmayacak ;
                                Ben sana mecburum bilemezsin..”

Haziran 21, 2007 Posted by | güzel yazılar | Yorum yapın

keşif..

bebe.jpg
İnan içimden çok şeyi anlatmak, haykırmak ve tek yapabildiğim yazmak geçiyor.
Olmuyor gülüm içimdeki dağları aşamıyorum.
Yazayım diyorum kalemim ateş olup değdiği yeri yakıyor.
Kuş olup sana uçayım diyorum çöllerden çıkamıyorum, yol vermez bentleri geçemiyorum.
Yanılgı içinde yaşadığım, düşlerimi sakladığım sıradan bir günde bana hediye edilen en değerli yangındın.
Yanılgı içinde bir yangın, zaman içinde bir zamansızlık, kabus içinde bir düştün sen.
Kolomb’un karşısında Amerika’yı çıkaran kader, bu yorgun kaptanın karşısına seni çıkarmıştı.
Dingin bir liman kenti gibiydi gözlerin, huzur kokan çiçeklerin vardı.
Bir gül kadar asil, bir papatya gibi masun ve bir yıldız kadar uzaktın.
Belkide yıllardır varlığını bilmeden aradığım düşlerimin saklı Leyla’sıydın sen.
Ayışığına tutulmuş bir aşkın yüreğime düşen cemresiydin.
Öyle süzülüverdin ki kalbime sessiz, ölesiye eşsiz.
Ben ne anlatıyorum bilmiyorum.
Ben buraların adamı değilim gülüm.
Yıldızlardan geliyorum ben, aşkın doğduğu yerden.
Ayışığına vurulduğum bir geceden, göz kırpan bir yıldızın gözyaşından geliyorum.
Dedim ya ben buraların adamı değilim.
Bu akşam yangınlardayım ben.
Yıldızları getirin bana, ayışığı sarsın beni, yağmurlar alsın bedenimi.
Adını koyamadığım birşey var içimde kelimelerin sırtına yükleyemediğim bir aşk.
Bende şair gibi diyorum “Yak lügatları şair!”. Evet yakmalı şair lügatları.
Yakıyorum tüm kelimeleri, yakıyorum tüm kitapları, okuduğum ve bildiğim her şeyi.
Kalemim ateş olup değdiği heryeri yaktı, bana kalansa sadece yazık bir nakarattı.
Bunu ise bir şiseye koyup denize atıyorum,
Dalgaların emanetini sahibine vereceğini umuyorum.

Haziran 21, 2007 Posted by | şiirler | Yorum yapın

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.